osmanlipadisahlari.gen.tr
Osmanlı Padişahları

Ana Sayfa | Soru Cevaplar | Yeni Makale Ekle | En Son Yapılan Yorumlar











Lale Devri

Lale Devri; birçok açıdan Osmanlı Devleti'nin en önemli ve en incelenmeye değer dönemlerinden biridir. Avusturya ile 1718'de imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlar; 1730 Patrona Halil İsyanı ile sona erer. Dönemin padişahı 3. Ahmet, sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. Genel kültürde; zevk ve sefa devri olarak da bilinir. 

Özellikle tüm dünyada bir akım haline gelecek olan halk, adalet, eşitlik, hürriyet gibi kavramların tam öncesine denk gelmesi sebebiyle, Türk tarihinde sarayla halk arasında ilk kopuklukların başlaması ve halk ayaklanmalarının öncüsü niteliğindedir. Bilindiği gibi Lale Devri'nden kısa bir süre sonra; 1789'da Fransız İhtilali gerçekleşmiştir. Fakat; Fransız İhtilali ve daha birçok ayaklanma öncesinde, bu ayaklanmaya sebebiyet verecek olayların gerçekleştiği ve uzun yıllar alan bir süreç vardır. İşte; Lale Devri tam olarak bu sürecin içerisindedir ve sarayla Anadolu insanı arasındaki kopukluğun doruklara ulaştığı bir dönemdir. Bu yüzden; Lale Devri'ni sadece başlangıç ve bitiş tarihlerine, dönemin padişahına, sadrazamına, ayaklanmayı çıkaranlara değinerek basit bir siyasi olaymış gibi incelemektense; elden geldiğince işin sosyolojik ve ekonomik yönlerine eğilmek daha mantıklı olacaktır.

Lale Devri'nde meydana gelen yenilikler nelerdir?
Üzerinde fazla düşünülmeden kabaca zevk ve sefa devri olarak anılsa da Lale Devri; Türk tarihinde birçok yeniliğin ve atılımın gerçekleştiği bir dönemdir. Fakat tabi ki bu durum; olaya sadece bilimsel, kültürel ve sanatsal yönden bakıldığında geçerlidir. Eğer adalet, ekonomi, vs. unsurlar da kapsama alınırsa; pek de iç açıcı olmayan bir durumla karşılaşılır.

Lale Devri'nde yapılan başlıca yenilikler incelenecek olursa; bunların daha çok endüstriyel, bilimsel ve sanatsal alanda olduğu görülür. Örneğin; herkesin bildiği bir olay olan matbaanın Türkiye'ye gelişi; Lale Devri'nde gerçekleşmiştir. İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi; uzun uğraşlar sonucu İstanbul'da ilk matbaayı kurmayı başarmışlar; böylece hattatlıktan seri basım yöntemine geçilmeye başlanmıştır. Bu durum; bilginin daha hızlı ve daha kolay yayılabilmesi açısından iyi olsa da; sadece İstanbul'da binlerce hattat bulunduğu düşünülürse, Lale Devri'nin sosyal yapısı açısından pek de iyi olmamıştır. 

Lale Devri'nde tabi ki hiçbir kötü yönü bulunmayan yenilikler de vardır. Bunların en büyükleri; çiçek aşısının getirilmiş olması, yeniçeriler arasından tulumbacılar denilen bir itfaiye birliğinin oluşturulması ve birçok yeni fabrikanın açılmasıdır. Bunlar gibi yenilikler; hastalık oranının azalması, yerli üretimin artarak dışa bağımlılığın azalması, istihdam sağlanması, doğal afetlere karşı daha etkili imkanların bulunması gibi birçok avantaj sağlamıştır. Ayrıca; Avrupa'nın birçok ülkesinde eski ön yargılardan tamamen bağımsız olarak elçiliklerin açılması, Avrupa toplum yapısını, devlet yönetimini vsç her yönünü yakından tanıma imkanı sunumuş, sonraki padişahların ıslahatlarında daha cesur davranabilmelerine zemin hazırlamıştır. Bütün bunların yanı sıra; Lale Devri'nde kendini ifade etme fırsatı bulan sanatçılar da; Osmanlı Devleti'ne kültürel alanda epey ivme kazandırmıştır.

Lale Devri'nin sona ermesinin başlıca sebepleri nelerdir?
Yukarıda da bahsedildiği gibi Lale Devri'nin en göze batan sebebi saray ile halk arasında büyük bir kopukluk ve adaletsizliğin baş göstermesidir.
Lale Devri

Bu kopukluğun sebeplerine inilecek olursa; olayın neredeyse tamamen sosyal adalet ve ekonomik boyutlarda gerçekleştiğini görürüz. Çünkü Lale Devri'nde herhangi bir siyasi grubun padişaha karşı ayaklanması söz konusu değildir. Ya da herhangi bir etnik, dini, mezhepsel bir olay da baş göstermemiştir. Böylesi sanatsal, kültürel etkinliklerle geçen bir dönemin son derece sert bir isyanla sona ermesi, tamamen ekonomik ve iktisadi sebeplere dayanmaktadır. Lale Devri'nde daha önce hiç olmadığı kadar kültürel ve sanatsal etkinliklerin olduğu; düşünebilen, dönemin aydını olarak nitelendirilebilecek kişilerin daha önce hiç olmayacak kadar eserlerini sunma imkanı bulduğu doğrudur. Fakat; buraya harcanan devasa bütçenin yanında, halkın durumu gittikçe kötüleştiğinden ve insanlar kendi durumları kötüleştikçe sarayın durumunun tam tersi yönde; gittikçe daha da iyileştiğin görebildiğinden; bir isyanın çıkması kaçınılmaz olmuştur.

Burada kültürel ve sanatsal etkinliklerin anlamsız olduğu, tüm bütçenin temel ihtiyaçlara ayrılması gerektiği gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Lale Devri ve Patrona Halil İsyanı; sadece her şeyden önce insanın temel ihtiyaçlarını karşılabileyecek durumda olması gerektiğinin ve insanların karnı doymadıkça kültürel-sanatsal yönden gelişemeyeceklerinin tarihte bulunan eşsiz bir örneğidir. Örneğin; Avrupa'da meydana gelen Rönesans ve Reform süreçlerine bakılırsa; daha öncesinde meydana gelen coğrafi keşifler sayesinde insanların yeni para kazanma yolları buldukları görülür. Bu sayede refah seviyesi yükselen; karın tokluğunu garanti altına alan insanlar; kendilerini kültür-sanat alanında geliştirme fırsatı buldukları için Rönesans ve Reform meydana gelmiştir. Lale Devri'nde ise bu doğal süreç takip edilmeden; direkt olarak sanata yönelinmesi sebebiyle; halkın uyum sağlayabileceği bir akım meydana gelememiştir.

Bu sebeplerden dolayı halkta aşama aşama biriken öfke; sonunda bir olayla patlak vermiştir. Zaten padişahın ve etrafındakilerin devletin parasını zevk için, kendi keyifleri için boş yere savurduğunu düşünen halk; bir de üzerine İran sınırında bazı kalelerin ve toprakların para karşılığı satıldığına ve bu paraların da zevk için kullanıldığına dair bir dedikodunun yayılması üzerine ilk ayaklanma belirtilerini göstermiştir. Bu ayaklanma fazla etkili olmasa da; Lale Devri'nin sona ereceğinin habercisi niteliğindedir. Çünkü dönemin padişahı 3.Ahmet; halkın kültüre, sanata ve bilime çok fazla bütçe ayrıldığını düşündüğünü fark etmiş ve halkın duymak istediği haberler yayılması gerektiğine karar vermiştir. Fakat burada da işler planlandığı gibi gitmemiştir. Çünkü; 3. Ahmet ve saray yönetimi; İran üzerine bir sefere çıkılacağı haberini yaymış; göstermelik olarak bir sefer düzenlenmiş, fakat akşam vakti padişah gizlice kayıkla saraya dönmüştür. Bunun fark edilmesi sonucu da kibrit çakılmış, her yere dökülmüş olan benzinin alev alması kaçınılmaz olmuştur. 1730 yılında Patrona Halil adlı bir yeniçeri önderliğinde halk ayaklanmış; 3. Ahmet tahttan indirilerek yerine 1. Mahmut geçirilmiş ve Lale Devri sona ermiştir.

Yayınlanma Tarihi : 01.08.2014 01:51:02

Lale Devri Yorumları
İsminiz 
Yorumunuz 
Güvenlik 
 Kırmızı renk ile yazılan sayıyı girin
   

Yorum Yapılmış "Lale Devri"


İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Emir Sultan

Emir Sultan, Osmanlı devletinin kuruluş devrinde yaşamış olan büyük bir âlim ve evliya olduğu düşünülen meşhur bir zâttır. Aynı zamanda Yıldırım Bâyezîd Hanın da damadıdır. Nesebi ve HayatıSoyunun hazret-i Hüseyin’e dayandığı iddi...

Eyüp Sultan

Eyüp Sultan: Medineli Müslümanlardan olan ve hicret esnasında Hz. Peygamber'i kendi evinde misafir eden sahabedir. Medineli tüm Müslümanlar Peygamber efendimizi kendi evlerinde konuk etmek istiyorlardı. Bu durum üzerine Peygambe...

Sultan Murat

Sultan Murat: Osmanlı padişahları içerisinde ismi Sultan Murat olarak geçen 4 padişah bulunur. Bütün bu padişahların özgeçmişlerinden özetle bahsedeceğiz. Sultan I. Murat: Babasının adı: Orhan Gazi Annesinin adı: Nilüfer Hatun Doğ...

Padişah Lokumu

Padişah Lokumu, Osmanlıdan günümüze kadar gelen tatlılardan biridir. Osmanlı da çok güzel bir yemek kültürü vardı. Tabi bu yemek klrtürü günümüze kadar gelmiştir. Yemekleri ve hoşafı çok meşhurdu. Bunun yanı sıra tatlıları çok meş...

Hafsa Sultan

Hafsa Sultan, bir Osmanlı Sultanıdır. Osmanlı Padişahlarından 1.Selim'in Trabzon da evlendiği ikinci eşi aynı zamanda muhteşem Sultan Süleyman'ın da annesi olan bir Osmanlı Sultanıdır. Hafsa Sultan 5 aralık 1479 yılında Hafsa da d...

Sultan Selim

Sultan Selim; Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470 günü dünyaya gelmiştir. Babası Sultan İkinci Beyazıt, annesi Gülbahar Hatundur. Yavuz Sultan Selim uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı yiğit bir padişa...

Padişah Ahmet

Padişah Ahmet, 18 Nisan 1590 yılında Manisa' da doğmuş ve 22 Kasım 1617 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. Padişah Ahmet 14. Osmanlı padişahı ve 93. İslam halifesi olmuştur. Padişah Ahmet'in babası 3. Mehmet ve annesi Handan Vali...

Mihrimah Sultan

Mihrimah Sultan: 1522 yılında Topkapı Sarayı'nda doğmuştur. Osmanlı padişahı 1. Süleyman ile eşi Hürrem sultanın Mehmet adındaki oğlundan sonra dünyaya Mihrimah sultan gelmiştir. Mihrimah Sultan'ın doğumundan 2 yıl sonra ise Hürre...

Sultan Ahmet

Sultan Ahmet, yani I. Ahmet, 18 Nisan 1590 Manisa' da doğdu. 14. Osmanlı padişahı, 93. İslam halifesidir. Sultan Ahmet babası 3.Mehmet' in beklenmedik vefatı üzerine 21 Aralık 1603' te Eyüp Sultan' da kılıç kuşanarak daha çocuk sa...

Handan Sultan

Handan Sultan, 1576 yılında dünyaya gelmiştir. Tam ismi Devletlu İsmetlu Handan Valide Sultan Aliyyetü'ş-Şan Hazretleri idi. Doğduğunda adı Helen olan Handan Sultan aslen Rum asıllıdır. Güzelliğinden dolayı o  dönemin Manisa sanca...















Gizlilik İlkeleri | Güvenlik İlkeleri | İletişim | Site Haritası | Yardım Forumları

Osmanlı Padişahları, Sitede yer alan grafiklerin tüm hakları saklıdır. Kopyalayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır. Sitede yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına, uygulanmasına, satın alınmasına, delil gösterilmesine veya tavsiye edilmesine aracılık etmez. Sitemizdeki bilgiler, hiç bir zaman kesin bilgi kaynağı olmayıp, kullanıcılar tarafından eklenmiştir veya yorumlanmıştır. buradaki bilgiler sitemizin asıl görüşlerini içermeyebileceği gibi hiçbir taahhüt ve tavsiye yerine de geçmez.

Ağustos - 2017